Kayıtlar

kitap oku etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

BUNA DA ŞÜKÜR

Resim
                   ''  Yalnızlığın dibine vurdum bugünlerde. Suyunu sıkıp içtim, günlerce, gecelerce. Ve aylarca bir tek ses çıkmadı ağzımdan. Yalnızca iki kelime: buna da şükür.''

BİR MİRAÇ GECESİ DUASI

Resim
                               Gecelerimiz karanlık sabahlar ise uzak bize. Bir kandil sunsan gönlümüze ışığında sabahlasak! Şu zifiri karanlık ruhlarımıza fer ver Allah’ım. Işığımızı kaybettik bir hayli zamandır. Rahmetini üzerimize sal, kansın tüm çorak yürekler. Vaktidir Allah’ım sızlayan kalplerimize, yaşaran gözlerimize gül. Gün bugün. Yok başka bildiğimiz kapı Sen’in kapından başka. Boş çevirme Allah’ım. Yeşersin tüm ümitler. Aydınlığa gark olsun bütün karanlıklar ve yarınlar. Tohuma dursun bütün aminler... Bir ışık ver Allah’ım, nurunda boğulsun bütün küfürler.

BAZEN

Resim
                     Ve bazen yazı yazmak istemezsin. Dağarcığında kalan kelimelerin harflerin suyunu sıkarsın ama yine de bir damla  harf dahi akmaz. Olsun dersin. Bugün hesabı sorulacak bir şeyler karalamadım dersin. Şükredersin. Vesselam. 

FIRTINADAYIM

Resim
                         Hava rüzgarlı. Etraf karanlık. Yer Çöl. Bir fırtınadayım. Nereye tutunsam? Göz gözü görmüyor ki kum fırtınası var. Elim yüzüm toprak içinde.  Sallanıyorum, ha düştüm ha düşeceğim. Yok mu kimse? Yardım edin diye bağırıyorum. Kimsecikler yok, duyan yok ama bağırmalıyım. Tek ses rüzgarın.  Yürüyorum ama sarhoş gibi. Bir bilinmeyene gidiyorum. Nasıl geldim buralara? Nasıl devam edeceğim peki? Kimsesiz, aç, yorgun ve  bitap.  Gençliğimin sonbaharı işte böyle...  Yardım et Allah’ım bütün gençlere manevi sınavlarında...
Resim
          İlk ayetti oku. Okumak, anlamanın ilk şartı. Öğrenmenin ilk şartı. Kur'an-ı Kerimin ilk ayeti. Yaz diyebilirdi ya da dinle diyebilirdi ama ilk ayet 'İkra' oku. Ozaman okumak lazım.           Japonya'da kişi başına düşen kitap okuma adeti yirmi yedi. Peki çoğu Müslüman olan Türkiye'de kişi başına bir kitap düşüyor mu acaba? Ecdadımızdan Fatih Sultan Mehmet günde iki saatini okumaya ayırıyormuş. Ya biz?           ''İnsanlar kelimelerle düşünür, kelimelerle konuşurlar. Hafızasında yeterli miktarda kelime olmayan kimseler bir topluluk önünde rahatlıkla konuşamazlar. Önlerindeki kitabı rahatlıkla okuyup anlayamazlar. Her insanın beyninde deha merkezi vardır. Bu deha merkezi çalıştırılırsa kişi ileride lider seviyesine yükselebilir . Çıkış Türkçeyi çok iyi öğrenmektir. '' (Namık Kemal)         Allah bizleri okuyan, okuduğunu anlayan ve anladıklarını uygulayanlardan eylesin.
Resim
  '' Ey benim için şehvetini terk eden genç! Sen benim katımda bazı meleklerim gibisin.'' (H.Ş.)  (Ebû Nuaym, Hilyetu'l-Evliya, V, 237)

ÜZÜNTÜ ADACIKLARI

Resim
             İçimde üzüntü adacıkları oluştu adeta. Çok kez kırıldım. Parçalandı dağıldı kalbim. Tuzla buz oldu adeta ve bu kaçıncı yapıştırışım parçalarını bilemedim. Eskisi gibi olmadı ama yine de bir nebze de olsa düzeldi. Ama yer yer kanıyor adeta. İşte bir bunu durduramadım. O kanadıkça gözlerim yaşarıyor. Gözyaşına dönüşüyor dışta, içte ise kan... Bazen gözyaşlarım dışa vurmuyor, içime akıyor ve gözyaşım kana karışıyor. Sessizliğim bu yüzden.

NEFS

Resim
          Hani bir keresinde peygamber efendimiz (s.a.v.) bir savaşın sonunda küçük cihattan büyük cihada  gidiyoruz demiş ya... Cihadın büyüğü nefis ile olan çünkü. Asıl pehlivan senin nefsini yenmen, karşındakini yenmen değil.          İnsanda nefis gibi bir düşman varken başka düşman aramaya gerek yok aslında. Şeytan ve aveneleri nefsi tuzağa düşürmeye çalışıyorken her an, insana yardımcı olmak gerek. İnsanın aleyhinde değil, lehinde davranmak gerekir. Çünkü içte zaten bir savaş yapıyor insan, bir de sen dıştan vurma. 

AHİRET VAR!

Resim
            Ahiret var ey nefsim! Burada yaşadığımız kısıtlı hayatın, ortalama yetmiş yılın, bir ebedi hayatı var. Uyan! aşk dediğimiz beş dakikalık zevk için bunca şarkı çok değil mi? Çok değil mi bunca dünyalık zevkler? Bizim cennetten ve oraya ne ile gidilir sorusunu sormaya daha çok ihtiyacımız yok mu?          Bizler bir bedenden ibaret miyiz sadece cismani zevklerden söz ediyoruz? Bizim ruhumuz, kalbimiz, vicdanımız yok mu? Bedenimizden daha mı az değerli ruhumuz? Nedir bu gaflet üzerimizdeki? At şu dünya gafletini üzerinden ey nefsim! Ölenler bu dünyanın geçici olduğunu anlatmaya yetmiyor mu?  Kalmadı Sultan Süleyman'a bu dünya. Sana da kalmaz ey nefsim!          Ortalama yetmiş yıllık bir dünya hayatı için evler, arabalar, yazlıklar edinmeye çalışan insan, ebedi kalacağı ahiret hayatı için de ev araba ayarlamaya çalışmaz ki insan? Neden açı doyurmaz yetimi kollamaz ki insan?

SAYGI

Resim
             Sevgi kadar saygı da önemlidir aslında. Hatta sevgi olmasa da saygı mecburidir. Kimse kimseyi sevmek zorunda değil, ama saygı duymak zorunda.           Hep anne babalar bekler genelde saygıyı. Odanın kapısını izinsiz açma der evladına, mesela. Oysa ki çocuğun da odasına izinsiz girilmemeli, ona karşı da saygılı davranılmalı.            Evde biri uyuyorsa odasında ışık yakılmamalı gece mesela. Anne çocuğunun elinden herhangi bir şeyi zorla almamalı, rica etmeli.             Bir insan sizi seviyor diye  saygısızlığınıza da katlanmak zorunda değil. İnsanların sınırlarını zorlamamak lazım. Velhasıl, saygı sevgiden önce gelmeli ve kimse kimsenin iyi niyetini suistimal etmemeli. Vesselam.

Anne Baba Hakkı

Resim
                                                   Anne babaya '' of bile deme'' diyen güzellikte bir dine sahibiz, çok şükür. Dua ederken ise duamıza anne babayı da katmak duanın kabule karin olmasını sağlıyor. Kur'an bize , ebeveynine iyilik etmeyi, azarlamamayı, gönül alıcı, tatlı ve güzel söz söylemeyi emrediyor. Demek ki anne baba dine zıt bir şey yapmayı emretmedikçe güzel muamele edilmesi mecburi ve şart ki zaten fazlasıyla da hak ediyorlar. Çünkü hiçbir beklenti olmadan şartsız sevgi, ilgi ve şefkat gösterdiler bizleri büyütürken. Biz de onlara kızmadan tatlı dille muamele etmeliyiz.           Bir anne babanın evladı için duası peygamberin ümmetine duası gibidir diyor sevgili peygamberimiz (s.a.v.). Fırsat buldukça dualarını almalı ve gönüllerini hoş tutmalıyız o halde.            Bazı gençler yaş...

TARİHİNİ BİLMEK

Resim
                                    İnsanoğlu Hz. Adem'den bu yana yüzyıllardır var olmaktadır. Hz. Adem'in çocukları Kabil'in Habil'i katli yaşanan ilk kan dökmedir ve bundan sonraki yaşanmış ve yaşanacak tüm kan dökmelerin günahı Kabil'in boynuna olacak. Biz bu bilgileri tarih sayesinde öğreniyoruz ve öğrenmekteyiz.           Kur'an-ı Kerim bize bazı kıssalardan haber verir. Mesela Nuh tufanı. İnsanların yaratılış gayesinden sapmaları sonucu oluşan bir tufan. Hz Nuh'un bir gemi yapması ve inananlarla birlikte sahil-i selamete varması. Hz. Lut kavmi ise aşırılıklarından dolayı yerle bir edilmiştir.            Peki bu kadar hadise niçin anlatılıyor? Tarih sadece sayılardan ve olmuş bitmiş olaylardan mı ibaret? Bizler tarihimizi iyi bilmeliyiz ki geçmiş kavimler gibi yanlışa sapmayalım ve geleceğimizi daha iyi yaşayalım. Vesselam.    ...

GÜNCELLEME

Resim
                                              İnsanoğlu bebeklikten itibaren yeni şeyler öğrenmeye başlıyor ta ki mezara kadar. Sadece okulda öğrenmiyoruz. İnsanlar gözlem yaparak, yaşayarak, başkasının hatasından ders alarak dahi kendine olumlu katkıda bulunabilir. Bir çocuğu yetiştirirken otuz sene öncesinin kuralları göze alınarak büyütülmez. Gün geçtikçe tıp, biyoloji, psikoloji ve diğer bilim dallarında yenilikler olurken hala eski metotlar kullanılmaz. İki sene aynı telefonu kullanmayan insanlar nasıl olurda otuz senenin metotlarını kullanır bir insan yetiştirirken. Akıllı tahta varken hala tebeşirle kara tahtaya yazarak ders anlatmak gibi bir şey bu.               Davranışlarında ben böyleyim değişemem diyen insanlara rastlamışsınızdır. Bu tür insanlar genelde yeniliklere kapalıdır. Güncellenmemiş bilgilerle sınırlı...

HATAYA KARŞI DURUŞUMUZ

Resim
             Süreklilik zor iş. Bir okula devam etmek. Yazdığın bir tezi bitirmek. Bulunduğun konumun hakkını vermek. Öğretmen isen her gün yeni bir bilgi öğrenmek, yeni bilgiler öğretmek. Doktorun kendisini tıpta geliştirmesi gibi. Ve dahası kul olmak.            Yeni doğmuş bir çocuğun her gün yeni şeyler öğrendiği gibi her gün yepyeni bilgilerle donanmak... Öğrendiğin şeyleri başkasına anlatmak bıkmadan usanmadan anlatan bir öğretmen gibi. En çok da hata yapmaktan korkmamak. Belki de en büyük eksikliğimiz burada. Birçoğumuz daha küçük yaşlarda öğreniyoruz hata yapmaktan korkmayı. İçi su dolu bardağı devirince annesinin gözüne bakan çocuklarla dolu etrafımız, acaba azar işitecek miyim der gibi bakan. Çocukları kırıp incitiyor, eşyalara değer veriyoruz. Çocuklara değer vermek yerine. Minicik kalplerinde, ruhlarında derin yaralar bırakıyoruz. Küçücük yavru acaba annem babam beni sevmiyor mu diye sorguluyor belki de. Oysa d...

HER ŞEYDE BİR HAYIR VARDIR..!

Resim
                                    Hani bir otobüs insan, eşkıyalara denk gelir. Otobüstekilerin değerli eşyalarını, paralarını altınlarını toplarlar zorla. İçlerinden veli bir zat der ki '' falancanın üstünde şu kadar daha altın var ''  deyince herkes şaşırır ve eşkıyalar o altınları da alır.  Altın sahibi kimse neden ele verdin beni der ve o zata çıkışır. Veli zat ise ''sendeki altınla zalimin zulmü gayretullaha dokunmasına denk geliyordu der. Kısa bir süre sonra eşkıyalar yakalanır ve değerli eşyalar sahiplerine iade edilir.              Bazen dua, bazen az miktar altın yeter arş-ı alanın titremesine. Bazen de kalbi kırık bir  gönlün ahı... Ulaşıverir en umulmadık bir  zamanda, akan gözyaşları... Korkmalı aslında zalim zulmettiği kişinin bedduasından. Zalimin zulmü varsa mazlumun da Allah'ı var çünkü.          ...

BİR CUMA GÜNÜNDEN

Resim
                      Çok alıngan insan olmamak lazım bu hayatta. Çok hassas insan olmamak lazım belki de. Rüzgarın daldan düşen yaprağa acımadığı gibi hayat da hoyrat ve sert davranıyor insana. Ne beklenti içinde olmalı, ne de bir şeylere fazla bel bağlamalı. İstediğin şey olmadığında hayal kırıklığına uğruyor insan. Kalp kırıkları birikiyor gönlünde. Kırılan yanları onarayım derken başka kırıklar oluşuyor. En iyisi öylece bırakmalı. Geçecek bu hal elbet. Devran böyle dönmeyecek. Ama sen dersini almış olacaksın ve de öğreneceksin bazı şeyleri :Bu hayat fazla kaale almaya değmiyor. Vesselam...

ANLATMAYACAĞIM

Resim
Sana sayfalarca yazı yazmayacağım. Leyla olsam da,  Kelimelerimle aşkı yeniden yaşamayacağım. Sen mecnun olsan da.  Ben sana Ferhat diye hitap etmeyeceğim. Sen dağları delsen de.  Şirin gibi seni beklemeyeceğim. Kalbine dokunan bir tek ben olsam da.  Kapıyı vuran sen olsan da. Sensindir diye koşmayacağım.  Sana besteler mırıldanmayacağım. Aklıma her geldiğinde.  Şiirler dizmeyeceğim boylu boyunca. Gözlerim buğu buğu olsa da.  Kalbime söz geçiremesem de, Sana seni nasıl sevdiğimi anlatmayacağım.

KIRIK KALP

Resim
  Duygu yüklü bulutlar gibiyim karanlığın ortasında.                                           Sığmıyorum kabıma. Bulunduğum oda, dünya dar geliyor  . N efes almak zorlaşıyor. Göğüs kafesim daralıyor. Bir okadar da gözyaşı süzülüyor yanaklarıma. Kurumuş çöllere ab-ı hayat sunar gibi, Yıkar mi acaba kalbimdeki tüm kirleri? Beyaza döner mi bütün renkler, Aminler karışınca gözyaşlarıma...   Ama sineme mızrak saplandı adeta Çıkarsan daha fazla kanayacak, Yarama tuz bastılar, çıkarmak ne ki... Gel de isyan etme...! Ama etme. Yakışmıyor dilime. Ne demişler; sultana sultanlık gedaya gedalık! Rabbim der susarım o halde. Çünkü O bilir her şeyin en iyisini Mercilerin en güzeli, güzel eyle Ömrümü, evvelimi ve ahirimi...                     ...

YALNIZLIK

Resim
                  Yalın olmaktan gelir yalnızlık. Yalın, tek başına, kimsesiz. Yalnızlıktan nasiplenirsin bazen. Bazen sevdiklerin üzer, bazen de kalabalıklar içinde yalnız hissedersin kendini. İşte o zaman başlarsın dünyaya geliş nedenini sorgulamaya( sebebi hikmeti neydi dersin ). Hatta dünyanın ne kadar sahte ve geçici olduğunu düşünürsün. Sevdiğin insanlar kırar kalbini, tuzla buz eder ve canin yanar. Çünkü en çok sevdiğimiz insanlar acıtır canimizi. Yoğun acı hissedersin. Acıyla pişer, olgunlaşırsın adeta. Ve Rabbin seslenir olaylar vasıtasıyla : " kulum Ben varım Seni duyan , hissettiklerini bilen ve seni gören ... Der ki " kulum bana dön yüzünü, bana anlat her şeyini çünkü Ben Senin Yaratıcınım, yakınlaş bana... "  Hatırlatır kendisini Rahman. Ne kadar güzel değil mi? Ben Seni dünyaya dalıp unutmuşken Sen benim  meğerse ne kadar yakınımdaymışsın aslında. Zaman maneviyat zamanıdır ozaman.  Şükret , dua et, istiğfar e...

SIZI

Resim
                                                                                                                                                           Kalp ağrım dinmiyordu. Dinecek gibi de gözükmüyordu. Adeta, tuzu biberiydi günün keder. Bugün de nasibimizi aldık, elhamdülillah. Amaç, bazen iyi bir şeyden bahsetmek değildi yazmanın. İçindekileri dökesi gelir insanın. Ne gariptir ki başka bir insana anlatamadıklarını ya da sebepsizce kalem oynatasın gelir. Öyle rastgele denize olta atar gibi. Ne çıkarsa bahtına!           Çünkü ruh da bunalır bazen. Kendini en dipte...